RSS

Yeni Petrol Hattı

Tarih: Jul 24 2013

Yeni Petrol Hattı

Doğal Tuz Nasıl Anlaşılır?

Tarih: Jul 24 2013

Öncelikle şunu söyleyebiliriz; çok rahat akan tuz rafine tuzdur. “Akar, Akar, Akar” şeklinde tüketicilere sunulan rafine sofra tuzuna nem tutucu kimyasallar eklenerek tuzun akışkan olması sağlanır. Diğer taraftan tuz kristallerinin şeklini değiştirmek suretiyle, bunlara, birbirlerine kolay kenetlenmeye olanak bırakmayacak bir şekil verme yoluna da gidilmiştir. Dolayısıyla durdukça topaklanan ve kristalleri fabrikadan çıkmışcasına aynı irilikte olmayan ve öyle kolayca tuzluktan akmayan tuzun doğal olduğunu söylemek mümkün. Ancak dış görüşünden tuzun doğallığı konusunda şüpheniz var ise, tuzun rafine veya doğal olduğunu test etmek aslında çok kolay: Yarım çay bardağı üzüm sirkesi içine 1 tatlı kaşığı tuz atın. 5-10 dakika kadar bekleyin. Sirke yeni açılmış gazlı içecekler gibi aşağıdan yukarı doğru köpürmeye başlıyor ve bir süre sonra da bulanıklaşıyorsa o tuz doğal değildir.

Flock of Geese

Tarih: Jul 23 2013

Flock of Geese

Friday Prayers

Tarih: Jul 23 2013

Friday Prayers

Teneşir Turizmi

Tarih: Jul 23 2013

Dünyanın en büyük on ikinci ekonomisi olan Güney Kore’de günde kırktan fazla kişinin (yılda 15.000 kişi) intihar ediyor olması uzmanları harekete geçirdi. Bir hayli yüksek olan bu rakam, ülkede bir kuşak önce karşılaşılan intihar oranlarının beş katı kadar fazla. Bu durum Kore parlamentosunu harekete geçirdi ve hükümet yetkililerinin konuyla ilgili adımlar atması talep edildi. Uzmanların cevap aradıkları soru birçok açıdan kalkınmış bir ülke olarak gösterilen Kore’de bu kadar fazla insanın hayatına neden son vermek istediği. Çocuk psikolojisi alanında uzman Kang-ee Hong’a göre soruna yol açan faktörlerin başında Koreli ebeveynlerin geleneksel değerleri bir yana bırakıp çocuklarını başarılı olmaya şartlandırmaları geliyor: “Çocukluğun erken dönemlerinden itibaren çocuklara çok para kazanmaları ve başarılı olmaları gerektiği aşılanıyor. Bu yüzden çocuklar yüksek notlar alamadıklarında ya da saygın okullara gidemediklerinde mutsuz oluyorlar, anne babalar da çocuklarına sahip çıkmıyorlar.”

Psikolog Kang-ee Hong, Koreli çocukların erken saatlerden gece yarılarına kadar ders çalışarak en iyi üniversitelere girmeye çalıştıklarını, bunun sonucunda da yüksek maaşlı mesleklere sahip olmayı düşlediklerini söylüyor. Koreli uzmanlar özellikle kırsal kesimlerde daha da yüksek olan intihar oranlarıyla baş etmek yönünde adımlar atıldığını, Kore toplumunun bu durumla yüzleşmeye başladığını ancak derinlerden kaynaklanan bu sorunun kolay bir çözümü olamayacağını belirtiyorlar.

***

Ölümü bilmeyen hayatı bilemez. Hayatı yaşayabilemez. Yaşaya-bilmek, yaşamayı bilmek için ölümün nefesini ensemizde hissetmemiz şart. O zaman bize sunulan her günün, ahirette saadetin kapılarını aralayabilecek birer fırsat olduğunu biliriz. Biz zannediyoruz ki ölümü hatırlamak, bir kenarda uyarı işareti olarak tutmak yüzümüzü asar, hayattan zevk almaz hale geliriz. E bir de gençken, ölüm ne alaka? der dururuz. Fakat öyle değil. Birincisi ölüm genç yaşlı demiyor. İkincisi ölüm şuuruna en çok gençlik zamanlarında ihtiyaç duyuluyor.

Şimdi bu satırlardan devam ederek Kore’ye kadar uzanalım. Dizileri ve çekik gözlü oyuncuları ile genç kızlarımızın gönlüne taht kuran Kore. Kore’de yapılan bir cenaze töreni uygulamasına gidelim. Teneşir Turizm’in en direk uygulayıcılarına. Kore’de gençler arasında intihar oranı çok yüksek. Bu da sigorta şirketlerini epey zarara sokuyormuş. Bir sigorta şirketi, insanın ömrünü ortalama 50-60 yıl olarak hesaplayıp, gelir dengesini ona göre kuruyor. Fakat müşterileri çok daha erken yaşta intihar edince, adamlar zarar ediyorlar, denge bozuluyor. Tabi kimse zarar etmek istemez. İşin iç yüzünü araştırdıklarında büyük şehirlerin temposuna uyum sağlayamayan gençlerin intihar ettiği sonucuna ulaşılıyor. İşte buradan sonrası bizim turizm şirketine ilham veren uygulama. Şirketler intihara meyilli gençleri tesbit ediyorlar. Onları kendi cenazelerine davet ediyorlar. Ve kendi cenazesinde okunmak üzere bir de mektup yazmasını istiyorlar. Loş bir ortam. Cenazenizde kim olacaksa onları davet etmişsiniz. Ortada bir tabut. Tabutun içinde yatıyorsunuz. Tabutun önünde adınız yazıyor. Sizin seçtiğiniz bir resminiz, salondaki davetlilere bakıyor. Sizi sevenler orada hazır bekliyor. Onlara bir sesleniş olarak yazdığınız son mektubunuzu okuyor birileri. Onun sesini duyuyorsunuz. Fakat tabut kapalı. Ne kalkabiliyorsunuz, ne hareket edebiliyorsunuz. Bir süre sonra ayak sesleri duyuyorsunuz, ağlamalarla birlikte. İşte sizi seven herkes yavaş yavaş salonu terk ediyor. Siz o tabutun içinde toprağa konacağınız anı bekliyorsunuz. Şaka değil. Şirket bu uygulama sayesinde birçok genci intihardan döndürmüş. Benzer bir uygulama geçtiğimiz aylarda medyaya yansımıştı. Rusya’da birkaç yüz dolar karşılığı insanlar diri diri toprağa gömülüyor, bir müddet sonra da çıkarılıyorlardı.

Ölümü bilmeyen hayatı bilemez. Hayatı yaşayabilemez. Yaşaya-bilmek, yaşamayı bilmek için ölümün nefesini ensemizde hissetmemiz şart. O zaman bize sunulan her günün, ahirette saadetin kapılarını aralayabilecek birer fırsat olduğunu biliriz. İntihar şöyle dursun, muhtemelen surat asmaya bile çekiniriz. İşte bu sebeple bu cin fikrin Türkiye ayağı olarak Teneşir Turizm’i kurma düşüncesindeyim. Kefen üreticileri, mezarlık müdürlükleri, hayat sigortası şirketleri vs. her tür sponsorluğa da açığım. Teneşir Turizm yolcuları kalmasın, ilk durağımız Karacaahmet.

Teneşir Turizmi 1

Teneşir Turizmi 2

Teneşir Turizmi 3

Teneşir Turizmi 4